Etraftaki Yerler

Taşkonaklar Hotel çevresindeki yerler

Zelve Açık Hava Müzesi
Son derece geniş bir vadiye yayılmış olan Zelve Açık Hava Müzesi, Zelve Vadisi’nin içinde yer almaktadır. 9. ve 13. yüzyılda Hristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olmuş; aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerler de bu yörede verilmiştir. Öncelikle bu bölgede birçok kaya kilisesi ve yerleşim yeri bulunuyor. Zelve Ören Yeri içerisinde bulunan önemli yerler ise Üzümlü ve Balıklı Kilise, Değirmen, Kutsal Hac Kilisesi, Tünel, Manastır ve Direkli Kilise.
Kaymaklı Yeraltı Şehri
Hititler Dönemi'nde yapılmış bu şehir sekiz katlı. Roma ve Bizans dönemlerinde diğer alanların da oyulmasıyla genişletilerek yeraltı şehrine dönüştürülen Kaymaklı, tüf kayalara oyulmuş. Bir topluluğun geçici olarak yaşayabilmesi için gerekli barınma şartlarına uygun olan alanda, dar koridorlarla birbirlerine bağlanan oda ve salonlar, şarap depoları, su mahzenleri, mutfak ve erzak depoları, havalandırma bacaları, su kuyuları, kilise ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi önlemek için kapıyı içten kapatan büyük sürgü taşları yer alıyor.
Güvercinlik Vadisi
Güvercinlik Vadisi, Uçhisar'dan başlayıp Göreme'ye kadar uzanan, lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakadan oluşan antik mağaraların bulunduğu vadi. Adını bölge halkı tarafından beslenen güvercinler için yumuşak kayalara oyulan güvercinliklerden almıştır.
Göreme açık hava müzesi
Göreme Açık Hava Müzesi, Türkiye’nin Kapadokya bölgesinde bulunan eşsiz bir tarihi alan. MS 4. yüzyılda, zulümden kaçan Hristiyanlar için bir manastır kompleksi olarak kurulmuş. Kompleks, bölgede yaygın olarak bulunan yumuşak volkanik kaya içinden oyma olarak yapılmış birkaç kilise, şapel ve manastıra ev sahipliği yapmakta. Bu yapılar, 10. ila 12. yüzyıllarda Kapadokya’da yaşayan Bizans Hristiyanları için dini ve kültürel faaliyetlerin önemli merkezleri olarak hizmet vermiş. Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basil Şapeli, Elmalı Kilise, Azize Barbara Şapeli, Azize Katerina Şapeli, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise ziyarete açık olarak gezilebiliyor.
Derinkuyu Yeraltı Şehri
1963 yılında evine tadilat yaptırmak isteyen bir köylü tarafından tesadüfen keşfedilmiş, 1965 yılında ziyarete açılmıştır. Kesin tarihi bilinmemekle birlikte Derinkuyu'nun Protohitit, Hitit, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanıldığı söylenmektedir. Nitekim burada bulunan mermer kartal heykeli Roma, misyoner okulu ve kilise ise Bizans etkisini kanıtlar niteliktedir. II. yüzyılda Roma'nın zulmünden kaçan ilk Hristiyanlar, Antakya ve Kayseri üzerinden Kapadoya'ya ulaşarak bölgedeki yeraltı şehirlerini kurmuşlardır. Uzun süreli barınma için inşa edilen bu şehirlerde kilise, ahır, şaraphane, misyoner okulu, su kuyuları, erzak depoları ve havalandırma boruları gibi fiziksel ve toplumsal temel ihtiyaçların karşılanabileceği alanlar bulunmaktadır. Barınma, beslenme, eğitim gibi ihtiyaçlarını karşılayan halk, güvenliklerini de katlar ve alanlar arasına inşa ettiği dar tüneller ve bu tünellere yer yer ekledikleri, herhangi bir tehlike anında tünelin kapanmasını sağlayan büyük taş tekerleklerle sağlamışlardır. Günümüzde sadece 8 katı temizlenip ziyarete açılmış olan Derinkuyu Yeraltı Şehri'nin tüm katlarının temizlenmesi halinde şehrin toplam derinliğinin 50 metreden 85 metreye kadar yükseleceği ve kat sayısının da 12-13 civarı olacağı öngörülmektedir.
Üç Güzeller Peribacaları
Ürgüp-Nevşehir yolu üzerinde yer alır. İki büyük bir küçük peribacasının anne baba çocuktan oluşan çekirdek aile misali dizilimi, Kapadokya’da görülmeden geçilemeyecek bir nokta yapmıştır burayı. Üç Güzeller Peribacaları’nın şapkalı oluşumlarıyla diğer peribacalarından daha farklı bir yapıda olması nedeniyle de ön plana çıkmıştır. Unesco Dünya Mirasları arasında yer alan Kapadokya’da en çok fotoğraf çekilen yerlerin ilk sırasında Üç Güzeller Peribacaları yer alıyor. Öyle ki her yıl yaklaşık 2 milyon turistin ziyaret ettiği bölgede, tüm gezginlerin, nişanlanan veya evlenen çiftlerin albümlerindeki fotoğraflarda, arka fonda Üç Güzeller var. Gerek yurtiçi, gerek yurtdışı tatil turlarının reklamlarında, broşürlerinde hatta eski 50 TL’lerin bir yüzünde yine Kapadokya Üç Güzeller var. Çünkü bu 3 peribacası Kapadokya’nın simgesi durumundadır.
Avanos Sallanan Köprü
Kapadokya Sallanan Köprü Avanos ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır. 1973 yılı içerisinde yapılmış olan bu köprü 180 metre uzunluğa sahiptir. Oldukça önemli bölgeler içerisinde yer alan bu köprü buraya gezi düzenleyenler tarafından mutlaka görülmesi gerekli olan yerlerdendir. Tahtadan olacak şekilde yapılmış olan bu köprü Kızılırmak üzerinden karşıya geçilebilmesi amacı ile yapılmıştır. Araçların bu köprü üzerinden geçmesi yasaktır. Yalnızca yayalar geçebilmektedir. Asma Köprüdür. Türkiye’nin en uzun ikinci büyük asma köprüsü olarak kayıtlara geçirilmiştir.
Aşk Vadisi
Türkiye'nin Kapadokya bölgesinde yer alan Aşk Vadisi, “peri bacaları” olarak adlandırılan eşsiz kaya oluşumlarıyla ünlüdür. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göreme Tarihi Milli Parkı'nda bulunan vadi, çarpıcı manzaraları ve romantik atmosferiyle ziyaretçileri kendine çekiyor. Eski zamanlarda muntazam bir güzelliği olan suyu da oldukça gür akan bir köy varmış. Meyve sebze açısından da bir hayli bereketli olan bu köyse on sülale yaşıyormuş. Bir gün iki sülale arasında geçen bir kavga olmuş. Bu kavganın ardından ise köy resmen ikiye ayrılmış. Kavganın tarafları ise bir zaman sonra aynı köyde duramayacak hale gelmiş. Sürekli kavga savaş derken köy ikiye ayrılmak zorunda kalmış. Köyler ayrıldığı için ise bu iki köyden gençler birbirleri ile konuşamazmış. Ancak bu duruma isyan eden iki köylü iki genci tanıştırma kararı almış. Ve gençler de birbirlerinden ilk görüşte hoşlanmış ve âşık olmuşlar. Köy halkına yayılan bu aşk ise iki köyü daha da düşman etmiş birbirine. Her ne kadar büyüler yapsalar da kavgalar çıkarıp tehdit etseler de bu iki genci ayıramayacağını anlayan iki köy en sonunda onları evlendirmiş. Gel zaman git zaman iki gencin dünya güzeli çocukları doğar. Ancak iki ayrı köydeki bu savaşı bitirmeyen ahali oğlanı öldürür. Kız ise kocasının ölümüne dayanamayıp intihar eder. İki âşık gencin ölümünün ardından ise Allah’ın bu vadiye taş yağdırdığı konuşulur. Bu taşlar ise gençlerin kavuşmasını istemeyen herkesi öldürür. Böyle bir aşkın peşinden doğan bir hikâyeye de ancak ‘’ Âşıklar Vadisi’’ ismi verilebilirdi. Hatta hala bu vadiye ölen çiftin ruhlarının sık sık uğradığı ve geriye kalan çocukları ile konuştuğu da söylentiler arasındadır.
Kızılçukur Vadisi
Ürgüp İlçesi’ne bağlı Ortahisar Beldesi ile Avanos İlçesine bağlı Çavuşin Köyü arasında yer almaktadır. Yaklaşık 1,5 kilometrelik bir alana yayılmıştır. Kızılçukur Vadisi’nde bulunan manzara terasları özellikle Kapadokya’da gün batımını izlemek isteyenlerin akşamüzeri yoğun olarak buluştuğu bir mekandır. Vadinin içine inebilmek için 250 m kadar aşağıdaki Üzümlü Kilise’ye giden patikaya girmek gerekmektedir. Vadiyi yürümeye başladığınızda birkaç tünelden geçerek ilerlersiniz. Tünellerin en uzunu 37 metredir. Tünel 20 metre kadar yüksekliği olan dik bir inişle sonlanmaktadır. Kızılçukur Vadisi bir süre sonra Meskendir Vadisi ile birleşir. Meskendir Vadisi takip edilerek Çavuşin Köyü’nde yürüyüş sonlandırılır.
Keşlik Manastırı
Ürgüp ilçe merkezine 15 Km mesafede bulunan Cemil Köyü’nün çıkışında yer almaktadır. Kapadokya bölgesindeki pek çok kilise ve manastır gibi tüf kayalar oyularak yapılmış korunaklı mağara yapılardandır. Manastır, Erken Hristiyanlık Dönemi’nin oldukça iyi korunmuş örneklerindendir. İçinde baş melek Mikail ve Hristiyan dünyasının ilk şehidi kabul edilen Aziz Stefanos’a adanmış iki ayrı kilise, ayazma, yemekhane, bezirhane, mutfak, okul, toplantı odası, şaraphane ve keşiş ve rahiplerin kaldığı evlerden oluşmaktadır. Yıkılmış olan yemekhane ve kilise bölümlerinin girişleri kesme taş malzemeyle onarılmıştır. Manastırın ayazmasında halen su bulunmaktadır.
Gomeda Vadisi
Mustafapaşa Köyü’nün Batısında, Ayvalı Köyü’nün Kuzeyinde yer almaktadır. Kapadokya’nın altını bir ağ gibi saran ucu bucağı belli olmayan tüneller ve içi zifiri karanlık mağaralarla dolu Gomeda Vadisi, hem doğaya tutkun hem de gizem arayan gezginler için farklı bir atmosfere sahiptir. Vadinin eski zamanlarda kaya oyuklarında yaklaşık 600 hanenin yaşadığı, 2 kilisesi, 2 nekropolü ve 1 yeraltı şehri bulunan koca bir yerleşim yeri olduğu düşünülmektedir.
Uçhisar Kalesi
Otelimize 450 metre mesafedeki UçhisarKalesi, Kapadok­ya’nın her yerinden görülen en büyük ve en güzel peri bacasıdır. Kalenin zirvesi Kapadokya’nın kuş bakışı görüleceği tek yerdir. Güvercinlik Vadisi’nden, Avanos’a doğru tüm vadiler, Ortahisar Kalesi, Göreme Beldesi, Göreme Açıkhava Müzesi, Kılıçlar Vadisi, Kızılçukur, Güllüdere, Çavuşin, Boztepe, Aktepe, Avanos, yani bütün Kapadokya ayağınızın altındadır.
Sobesos Antik Kenti
Sobesos Antik Kenti; Ürgüp ilçe merkezine 23 Km mesafede bulunan Şahinefendi Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şahinefendi Köyü volkanik bir arazi üzerinde inşa edilmiştir. Köy çevresinde şans eseri bazı kalıntılar fark edilmiştir. Bu kalıntılar incelendiğinde buranın bir antik kent olduğu anlaşılmıştır. 2002 yılında başlayan kazı çalışmaları sonucunda yaklaşık 400m2 alanı kapsayan sütunlu ve mozaikli toplantı salonu, kazılar sırasında içinde kefenle birlikte gömülü bir erkek cesedinin olduğu mezar odası, hamam ve 6. YY.’a tarihlenen bir şapel günyüzüne çıkarılmıştır. Kazı çalışmalarında en fazla ilgi çeken bölümler ise çeşitli renkli taşlardan yapılmış ve oldukça kaliteli bir işçiliğe sahip taban mozaikleridir. Bu mozaiklerde Svastika, Haç ve Meander motifleri dikkat çekicidir.
MUSTAFAPAŞA KÖYÜ
Köyün adı, 1476 ve 1927 yılı kayıtlarında Sinason olarak geçmektedir. 2021 yılında “En İyi Turizm Köyleri Girişimi” başlatan Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü Mustafapaşa Köyü kırsal turizm destinasyonunu ödüle layık görmüştür. Mustafapaşa köyü, 1924 yılında nüfus mübadelesine kadar Ortodoks Rumlarının yaşadığı ve 700’e yakın taş konağın olduğu bir köymüş. Köyün sakinleri ise o dönemde şarap ve tıbbi ürünler satan varlıklı tüccar Rumlarmış. Mübadeleyle köyün sakinleri Yunanistan’a gönderilip yerine Türk nüfus yerleştirilmiştir. Taş işçiliğini sanatsal bir mimariye dönüştüren Sinasos mimarları, bölgede anlatılan bir rivayete göre Mardin’den ve Suriye sınırından gelmiştir. Rivayetin gerçek olabileceğini düşündüren ise Mardin’deki evler ile Mustafapaşa evlerinin gerçekten de birbirine çok benzemesidir. Mustafapaşa’da asırlık yaşlarıyla 93 ev, sayısı 30’a yakın kilise ve şapel görsel bir tarih şöleni sunmaktadır.
Ortahisar Kalesi
Ürgüp İlçesine bağlı Ortahisar Beldesinde yer almaktadır. Bulunduğu kasabanın adıyla özdeşleşen Ortahisar Kalesi Kapadokya’nın en büyük peribacası olarak anılır. Üç yanı dik vadilerle çevrili Ortahisar Kalesi’nin bulunduğu kayalar, savaşların bol olduğu eski dönemlerde korunma ve sığınma amacıyla ilk Hititler tarafından oyulmuş, daha sonraları ise Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında da sığınak olarak kullanılmıştır. Kasabanın ilk yerleşimi de kalede başlamış, nüfus fazlalaştıkça yamaçlardan aşağılara basamaklar halinde inen 2 katlı yeni evler yapılmıştır. 1.200 metre rakımıyla ve 86 metre yüksekliğiyle Kapadokya’nın en yükseklerinden olan Ortahisar Kalesi’nin kuzeyden yere mesafesi 80 metre iken, güney tarafının mesafesi 110 metreyi bulmaktadır. Kalenin içine ise birbiriyle bağlantılı tüneller, odalar ve koridorlar oyulmuştur. Kalenin zirvesinden Ürgüp, Avanos, Göreme ile eski köylerin ve vadilerin kuşbakışı görünümleri büyüleyici bir etkiye sahiptir.
Hallaç Manastırı
İsmini yanında bulunan Hallaç Deresi’nden almıştır. Manastırın 11. Yüzyılda inşa edildiği bilinmekte ve hasta manastırı olduğu düşünülmektedir. Kayaların oyulması ile yapılan Hallaç Manastırı, geçmişte rahiplerin bölge halkına ilaç hazırladığı ve tedavilerinin yapıldığı hastane olarak hizmet vermiştir. Ön cephesinde özel olarak oluşturulmuş oldukça geniş bir dinlenme alanına sahip manastırın kayadan oyma bölümlerinin birinde Hz. İsa’nın havarilerinin sayısı kadar 12 adet niş bulunur ve bu alanda muhtemelen ruhsal sorunları olan hastaların o dönemde tedavi edildiği düşünülmektedir.
Paşabağları Müze ve Örenyeri
Paşabağ Vadisi aynı zamanda Rahipler Vadisi ya da Keşişler Vadisi olarak da bilinir. Çünkü zamanında bu vadi keşişlerin inzivaya çekildiği bir bölgeymiş. Hal böyle olunca dünyadaki yaşamdan uzak olarak yaşayan keşişler ve münzeviler nedeniyle farklı isimlerde anılmaya başlanmış. Burada yaşamaya başlayan insanlar, peribacalarının kolay şekillenme özelliğini kullanarak taşları oymaya ve yaşam alanları oluşturmaya başlamış. Dış dünyadan soyutlanmak amacıyla daha çok iç taraflara yapılan odalar arasında mutfaklar, duvarlarında freskler bulunan şapeller de bulunuyor. Vadi yamaçlarından akan sel sularının ve rüzgârın da şiddetli etkisiyle tüflü yapıların aşınması sonucunda meydana gelen bu oluşumlar konik gövdelere sahipler. Tepe kısımları itibariyle bir çatıyı ya da bir mantarı anımsatan bu yapıtların üst kısımlarında bulunan kaya bloklarının çapları 1 metre ile 15 metre arasında değişiyor. Bu boyutlara uygun olan her oluşum peri bacası iken üst kısımların neden daha az aşındığı ise sizlerin kafalarında soru işaretleri oluşturuyor. Ancak bu oluşumların alt kısımlarında bulunan malzemeler daha kolay aşınabilme özelliklerine sahipler. Üst kısımlarında bulunan şapka ise daha az aşınan ve şeklini koruyan bir görünümde. Tüflerin geçirimsiz olması sonucunda sürekli aşınarak yüzyıllar içinde bu görünümü alan peri bacalarına en belirgin şekilde Rahipler Vadisi’nde görebilirsiniz.
Devrent Vadisi
Devrent Vadisi'ndeki peri bacalarının hayvanlara benzerliği, fantastik bir rüyaya götürüyor adeta. Birçok hayvan figürünü andıran peri bacalarını hayvanat dışında gezer gibi görün. Deve şekilleri dev peribacaları vadinin en önemli sembollerindendir. Doğanın heykel sanatına tanık olduğumuz vadide insan figürleri de bulunuyor. “Devrent Vadisi” adı “çukur ve uçurum” anlamına gelmektedir. Vadi tamamen büyüleyici manzaralarla dolu. Trekking ve atlı safari yapabilir, gün batımında mehtapta hayal kurabilirsiniz. Bu doğal güzellikte mola vermek isterseniz, atıştırmalıklar ve hediyelik eşyalar alabileceğiniz dükkanlar da bulabilirsiniz.
Ihlara Vadisi
Aksaray İli Güzelyurt İlçesi sınırları içerisinde bulunan Ihlara Vadisi dünya üzerindeki kanyonlar arasında önemli bir yere sahiptir. 18 kilometre uzunluğunda, ortalama 150 metre derinliğinde ve 200 metre genişliğinde, bünyesinde binlerce yaşam alanı bulunan Ihlara Vadisi, diğer kanyonlardan farklı olarak geçmiş dönemlerde içerisinde insanların yaşadığı dünyanın en büyük kanyonu olma özelliğini taşımaktadır. Ihlara Vadisini şekillendiren ve vadiye hayat veren Melendiz Nehri buradaki yaşamın ana kaynağıdır. Vadiyi çevreleyen kayaçların kolay yontulmasıyla oluşturulmuş yüzlerce kilise ve kaya oyma mekan, vadiyi dünyanın en önemli kültür ve medeniyet merkezlerinden biri haline getirmiştir. Ihlara Vadisi, tektonik yükselmeler ve Hasandağı volkanının püskürmesinin ardından çöküntüye uğrayan alan üzerinde ilerleyen Melendiz Çayı’nın binlerce yılık aşındırması sonucunda oluşmuştur. Melendiz Çayı, Ihlara Vadisi boyunca araziyi derin ve sarp bir biçimde yarmak suretiyle, vadi boyunca görkemli ve çarpıcı güzellikler meydana getirir. Melendiz Dağları’ndan kaynaklarını alan küçük akarsular birleşerek, güneydoğu-kuzeybatı yönünde akar ve Mamasın Barajı’na ulaşır. Melendiz Çayı, vadi boyunca otuza yakın menderes çizer. Ilısu ile Selime arasındaki uzaklık kuş uçuşu 10 kilometre olmasına karşılık, akarsuyun menderesler çizerek akması nedeniyle gerçek uzaklık 18 kilometreyi bulmaktadır. Ihlara Vadisi'ndeki kayalara oyulmuş freskli kiliseler korunarak, eşine rastlanmayan bir tarih hazinesi olarak günümüze ulaşmıştır. Hıristiyanlığın ilk yıllarından itibaren kayaların rahatlıkla kazılmasıyla meydana getirilen bu freskli kiliseler ve iskân yerleri 14 kilometre boyunca Ihlara'dan Selime'ye kadar devam eden Ihlara Vadisi içerisinde yer alırlar. İlk çağlarda Kapadokya Irmağı'nın (Patamos Kapadokus) ortasında tabiatla tarihin bir arada bulunduğu Ihlara Vadisi'ndeki bu kiliselerin ilk örnekleri MS IV. yüzyıla kadar görülmektedir. Kiliselerin resim tekniği iki kısma ayrılabilir. Ihlara civarındaki kiliseler "Kapadokya Tipi" olarak bilinen özellikler gösterirler. Bunlara örnek olarak: Eğritaş, Ağaçaltı, Kokar, Pürenliseki ve Yılanlı Kiliseleri verilebilir. Belisırma bölümünde bulunanlar ise "Bizans Tipi" resimlerle süslüdür.
Soğanlı Vadisi
Yeşilhisar’ın Soğanlı Ören yeri yer altı şehirleriyle, tarihi kiliseleriyle, vadisiyle ve manzarasının güzelliği ile ziyaretçilerini etkilemeye devam ediyor. Soğanlı Vadisinde bulunan Kubbeli kilise bölgenin en meşhur ve özel yerlerinden birtanesidir. Son şeklini 14. yy’da aldığı bilinen kilise 2 katlı ve içerisi fresklerle süslüdür. Günümüzde geziye açık olan 15 kilise bulunmakta olup, kaybolduğu düşünülen 50’ye yakın kilise düşünülmektedir. Ayrıca büyüleyen vadisini kuş bakışı izlemek için her sabah sıcak hava balon turuna katılabilir bulutların üzerinde 25 km’lik vadiyi izleyebilirsiniz. Kendi yöresine has el emeği göz nuru ve Coğrafi İşaretli Ürün olan Soğanlı Bebeği ise yörede bulunan kadınlar tarafından hâlâ elde işlenerek gelen yerli ve yabancı turistlere pazarlanmakta olup kendinize Soğanlı vadisi adına bir anı bırakmak isterseniz örenyerinden temin edebilirsiniz.
Temenni Tepesi
Ürgüp ilçesinin tam merkezinde yer alır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.140 metre olan Ürgüp Temenni Tepesi’nin güney, doğu ve batı yamaçları yaklaşık 30 metrelik kaya duvarlardan oluşuyor. 80 metre yüksekliğiyle şehir panoramasını gözler önüne seren, Ürgüp’ün her yerinden de görülebilen bu kaya tepe, adını zirvesindeki türbede dilek dilenip çaput bağlanmasından almıştır. Seyir balkonuna çıkmak için, kayalardan oyularak açılmış 80-100 metre uzunluğunda bir tünelden geçiliyor. Her daim rüzgarlı olan tepeye çıkıldığında tüm Ürgüp ve hava güzel olduğunda Erciyes'in zirvesi bile görülebilir.
Asmalı Konak
Türk dizi tarihinin önemli yapıtlarından olan Asmalı Konak dizisinin çekildiği Ürgüp İlçesinde bulunan yapı, 180 yıllık geçmişe sahiptir ve 42 adet odası bulunmaktadır. 2002 – 2003 yılları arasında ekranlarda olan Asmalı Konak dizisi geleneksel aşkı ve modern hayatı harmanlayan mükemmel bir diziydi. New York’ta eğitim gören Bahar ve Kapadokyalı sevgilisi Seymen’in aşkını anlatan Asmalı Konak dizisinde hem Türk adet ve geleneklerini öğrenip hem de romantik bir aşka şahit olabilirsiniz. Ürgüp’e gelin gelen Bahar’ın yaşadığı zorluklar, kültür farkı ve geleneklerin çok iyi işlendiği Asmalı Konak dizisi adeta bir belgesel niteliğinde. Kapadokya coğrafyasını ve orada yaşayan halkın günlük rutinlerini, adetlerini merak ediyorsanız Asmalı Konak dizisini baştan sona izleyebilirsiniz. 2000’li yılların başında başlayan dizi furyasının içinden sıyrılarak ilk sıraya yerleşen Asmalı Konak dizisinin sırrı çekildiği coğrafyadan geliyor. Ürgüp’teki taş evler, görkemli konaklar, Kapadokya’nın kusursuz doğası izleyicileri televizyon başına kilitliyor. Büyükşehirlerden sıkılanlar Asmalı Konak sayesinde doğanın tam kalbine yolculuk edip romantik bir aşka şahit olabiliyor. Asmalı Konak dizisi bitmiş olsa bile Kapadokya’ya giderek kendi hikayenizin kahramanı olabilirsiniz. Asmalı Konak’ta fotoğraf çektirip hayatınız boyunca unutamayacağınız anları ölümsüzleştirebilirsiniz.
Göreme Panorama
Göreme Panorama Manzara İzleme Noktası bu tepede bulunuyor. Göreme’den Uçhisar’a doğru giderken solunuzda bir çok işletme bulabilirsiniz. Tabi bu işletlemerin neredeyse hepsinin mekanları Temmuz 2024 itibariyle Kapadokya Alan Başkanlığı tarafından yıkıldılar ve yeniden plana uygun şekilde yapılacaklar fakat bazıları hala hizmet vermektedir. Bu tepeden bölgeye baktığınızda solunuzda Göreme, önünüzde Güvercinlik Vadisi , sağınızda Uçhisar kalesini görebilirsiniz. Kapadokya kartpostallarında ve broşürlerinde gördüğünüz, nerdeyse peribacaları kadar meşhur olan nazar boncuklarıyla ve çömleklerle süslü ağaçlar da bu tepede.
Taşkonaklar Hotel
Taşkonaklar Hotel
4.8 · Harika